Dünya nüfusunun yarısından fazlası kentlerde yaşıyor.
Hızlı kentleşme göçle birlikte plansız şehirleri ortaya çıkarırken yaşanan karmaşa ve düzensizlik, kentlilerin yaşam kalitesini düşürüyor.
2008'de insanlık tarihinde ilk defa, dünya nüfusunun yarısından fazlası kentlerde yaşamaya başladı.
Uygun barınma, su, kanalizasyon, sağlık koşulları, elektrik, güvenlik gibi temel hizmetler, özellikle gelişen ülkelerde daha önemli bir hale geldi.
Birleşmiş Milletler Habitat Günü'nün bu yılki teması hızlı kentleşmenin sorunları ve çevreye etkileri konusuna dikkat çekmek için "uyumlu kentler" olarak belirlendi.
Çevre ve iklim üzerinde en büyük etkiyi kentler yaratırken hızlı ve çarpık kentleşme, nüfus artışı ve teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte doğal kaynakları tehdit ediyor ve çevre kirlenmesine neden oluyor.
Dünya kentlerinin nüfusu, her hafta 1 milyon kişi artarken, kent nüfusuna yeni katılanların büyük bir çoğunluğunu da yoksullar oluşturuyor.
Kentlerin küreselleşmesiyle megakentler yalnızca kendi ülkelerinin kırsal alanlarından değil, dünyanın her yerinden göç alır hale geliyor.
Hızlı kentleşmeyle birlikte yoksulluk ve yoksunluğun da kentleştiğine dikkat çekiliyor.
Siyasal ve ekonomik bunalımın bir bakıma değişmez göstergesi olan "uyumsuz kentleşme" şiddetin önemli kaynaklarından birini meydana getiriyor.
09.10.2008